Bursa Büyükşehir Belediyesi, Başkan Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından ilk kez toplandı. Bozbey’in görevden uzaklaştırılması sonrasında yapılan başkanvekilliği seçiminde, CHP’li üyeler protesto amacıyla oylamaya katılmadı. CHP’li üyelerin belediye binasına girmeye çalıştıkları esnada polisle arbede yaşandı ve AKP’nin adayı Şahin Biba, mecliste yapılan oylama ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili seçildi.
Bugün gerçekleştirilen ilk meclis toplantısında CHP’li üyeler, CHP Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanı Yücel Akbulut’un konuşmasının ardından protesto eylemi düzenledi. CHP’li meclis üyeleri, “Bursa’nın başkanı Mustafa Bozbey” sloganları atarken, ellerinde “Seçilmiş iradeye müdahale edilemez”, “Hak, hukuk, adalet” ve “Halkın iradesi teslim alınamaz” yazılı dövizler taşıdı. Ayrıca, dövizlerde Mustafa Bozbey’in 31 Mart 2024 seçimlerinde aldığı 860 bin oyla, Şahin Biba’nın belediye meclisinde aldığı 61 oy karşılaştırıldı.
CHP Grup Sözcüsü Avukat Yücel Akbulut, konuşmasında Bursa’da 47 yıl aradan sonra Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanının seçilmesinin önemine dikkat çekti. Akbulut, CHP’nin birçok bölgede seçimlerde birinci parti olarak öne çıktığını belirterek, 2024 Ekim ayından itibaren yalnızca CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturma ve tutuklamaların yaşandığını iddia etti. Bunun nedeninin CHP’nin Türkiye’deki en güçlü siyasi parti olmasının olduğunu savundu.
Bozbey’in gözaltına alınma sürecine de değinen Akbulut, yaklaşık 10 yıl önceki Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ait iddiaların gerekçe gösterildiğini, Bozbey’in bir şafak operasyonuyla gözaltına alındığını ve ardından tutuklandığını ifade etti.
Akbulut, Mustafa Bozbey’in 20 yıl boyunca Nilüfer’e hizmet vermiş bir belediye başkanı olduğunu ve halkın içinde aktif bir şekilde çalıştığını belirtti. Yargı sürecine yönelik de değerlendirmelerde bulunan Akbulut, “Hiç kimse hukukun üstünde değildir. Ancak, halkın iradesinin de üstünde kimse olamaz” dedi. Tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğunu vurgulayan Akbulut, itirazlarının yargı sürecinin seçilmiş iradeyi etkisizleştirme aracı haline getirilmesine karşı olduğunu açıkladı.
