ABD’yi şaşırtan saldırı: Yer altından gelen tehdit! ‘Füze şehirleri’ faaliyete geçti! Şimdi neler olacak?

Haber gorseli
Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

İran’ın Ürdün’de bulunan Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, Washington yönetiminin İran’ın askerî kapasitesinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiği yönündeki açıklamalarını yeniden tartışmaya açtı.

Saldırıda üç ABD askerinin yaşamını yitirdiği bildirilirken, uzmanlar operasyonun İran’ın en gelişmiş balistik füze sistemlerinden biri olan Hayber Şekan (Kheibar Shekan) ile gerçekleştirilmiş olabileceğini öne sürdü.

ABD’NİN ‘İRAN ORDUSU ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ’ AÇIKLAMALARI SORGULANIYOR

ABD Başkanı Donald Trump daha önce yaptığı açıklamalarda İran ordusunun ‘tamamen yok edildiğini’ savunmuştu. Benzer şekilde ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de İran’ın füze programının büyük ölçüde işlevsiz hale getirildiğini, füze rampalarının ve mühimmatın önemli bölümünün imha edildiğini açıklamıştı.

Ancak Ürdün’deki saldırı, İran’ın halen uzun menzilli balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarından oluşan önemli bir cephaneliğe sahip olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Analistlere göre saldırıda kullanılan sistem, 2022 yılında envantere giren ve yaklaşık 900 mil (1450 kilometre) menzile sahip olan Hayber Şekan balistik füzesi olabilir. Katı yakıt kullanan füze, uydu destekli güdüm sistemi ve manevra kabiliyeti bulunan savaş başlığı sayesinde hava savunma sistemlerini aşabilecek şekilde tasarlandı.

‘İRAN’IN FÜZE GÜCÜ ESKİ SEVİYESİNE GÖRE CİDDİ BİÇİMDE TÖRPÜLENDİ’

Peki, ABD’nin ‘İran’ın askerî kapasitesini büyük ölçüde etkisiz hale getirdik’ açıklamaları ile Ürdün’deki saldırı arasında nasıl bir çelişki ortaya çıkıyor? Bu durum İran’ın gerçek füze kapasitesi hakkında ne söylüyor?

Ortada gerçek bir çelişkinin olduğunu ama bunun açıklanabilir bir çelişki olduğunu söyleyen İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, “Nisan ayında Hegseth, İran’ın füze programı için ‘işlevsel olarak imha edildi’ ifadesini kullanmıştı. Trump da İran ordusunun bittiğini ve elinde çok az füze kaldığını söylemişti. Üç ay sonra Muwaffaq Salti Hava Üssü, balistik füzeler ve İHA’larla vuruldu; ABD askerleri hayatını kaybetti. Üstelik bu, beş gün içinde ABD güçlerine yönelik dördüncü saldırıydı. Buradaki sorun verilerde değil, çıkarımda” dedi ve şöyle devam etti:

— ABD ve İsrail değerlendirmelerine göre fırlatıcıların yarıdan fazlası devre dışı kaldı ve stok kabaca yarıya indi. Ancak savaş öncesi envanter binlerle ifade ediliyordu. Dolayısıyla bugün hâlâ binlerce kısa ve orta menzilli füzeden söz ediyoruz. Kapasiteyi azaltmak ayrı bir şey, İran’ı saldırı yapamayacak noktaya getirmek ayrı bir şey. Ürdün’deki saldırı, ikincisinin gerçekleşmediğini gösterdi.

— Bir diğer önemli nokta ise isabet meselesi. Ürdün ordusu 10 füzeyi önlediğini açıkladı, ancak üs yine de vuruldu. Uydu görüntüleri, hangarlarda ve yaşam alanlarında isabetler olduğunu gösteriyor. Bu da İran’ın azalan envanterini, hava savunmasını aşacak biçimde daha verimli kullanmayı öğrendiğine işaret ediyor. Benim değerlendirmem şu yönde: İran’ın füze gücü eski seviyesine göre ciddi biçimde törpülendi, ancak ciddiye alınması gereken bir güç olmaya devam ediyor. Asıl mesaj da miktarda değil; vurma iradesinde ve isabet kabiliyetinde.

‘BU DURUM 2024’TE İSRAİL’E KARŞI DENENEN KARMA SALVO TAKTİĞİNİN ABD ÜSLERİNE UYARLANMIŞ HÂLİ’

Hayber Şekan gibi gelişmiş balistik füzelerin ve farklı füze/İHA sistemlerinin aynı operasyon içinde kullanılması, İran’ın savaş doktrininde nasıl bir değişime işaret ediyor? Bu durum bölgedeki caydırıcılık dengelerini nasıl etkiler?

Bu soruma “Ürdün saldırısının icra biçimi, doktrin açısından net bir mesaj içeriyor. Balistik füzeler ve kamikaze İHA’lar, aynı saldırı paketi içinde, gece ve eş zamanlı olarak kullanıldı. Aynı gece Kuveyt ve Bahreyn’de de sirenler çaldı. Bu, 2024’te İsrail’e karşı denenen karma salvo taktiğinin ABD üslerine uyarlanmış hâli” cevabını veren Oral Toğa, şu bilgilerin altını çizdi:

— İHA’lar hava savunmasını meşgul edip radarları yanıltıyor, son safhada manevra yapabilen başlığa sahip Hayber Şekan gibi füzeler de bu karmaşadan yararlanarak hedefe ulaşıyor. Yani İran, sayı üstünlüğüyle değil, saldırının tasarımıyla sonuç almaya çalışıyor. Gövde gösterisi niteliğindeki kitlesel salvolardan, hedefli ve ölçülü saldırılara geçmiş durumda.

— Caydırıcılık dengesine etkisi de iki yönlü. Bir yandan İran, bölgedeki hiçbir ABD üssünün tam anlamıyla güvende olmadığını gösterdi. Bu durum, Körfez ülkelerinin ABD askerî varlığına ev sahipliği yapma konusundaki hesaplarını doğrudan etkiler. Öte yandan her başarılı saldırı, Washington’ı daha sert karşılıklar vermeye itiyor. Nitekim Ürdün saldırısının ardından ABD’nin vuruşları şiddetlendi. İran, taktik düzeyde caydırıcılığını kanıtlarken stratejik düzeyde daha ağır bir kampanyayı üzerine çekme riskini de büyütüyor.

Bölge açısından kalıcı dersin ise “Savunma tarafının aleyhine işleyen maliyet dengesi” olduğunu söyleyen Toğa, “Füze ve İHA’ların bu şekilde birlikte kullanılması, hava savunma sistemlerinin maliyet-etkinlik dengesini bozuyor ve bu ders, savaş bittikten sonra da geçerliliğini koruyacak” dedi.

YER ALTINDAKİ ‘FÜZE ŞEHİRLERİ’ YENİDEN FAALİYETE GEÇTİ

İran’ın uzun yıllardır inşa ettiği ve kamuoyunda ‘füze şehirleri’ olarak bilinen yer altı askerî üsleri, savaşın ilk günlerinden itibaren ABD ve İsrail’in öncelikli hedefleri arasında yer aldı. Savaş uçakları ile silahlı insansız hava araçlarının bu üslerde ateşleme hazırlığı yapan mobil füze rampalarını hedef aldığı, ağır bombardıman uçakları ile Tomahawk seyir füzelerinin ise tünel girişlerini vurduğu belirtildi. Ancak askerî analistler, bombardımanların ardından İran’ın mühendislik ekiplerinin kısa sürede enkazı kaldırarak tünelleri yeniden kullanılabilir hale getirdiğini ifade ediyor

Wall Street Journal’da yer alan haberde, King’s College London’da misafir araştırmacı ve eski CIA analisti Jim Lamson, İran’ın altyapısının uzun yıllar boyunca bu tür saldırılara dayanacak şekilde inşa edildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Tünel girişlerine saldırabilirsiniz ancak İranlı mühendisler bunları oldukça kısa sürede yeniden açabiliyor ve operasyonlara devam edebiliyor.”

‘DAĞ İÇİNE GÖMÜLÜ BU TESİSLER HAVADAN TAMAMEN YOK EDİLEMİYOR’

“Yer altı altyapısı, bu savaşın en çok test edilen unsuru oldu ve ortaya iki yönlü bir tablo çıktı. ABD ve İsrail, bu tesisleri aylarca, 13 binden fazla mühimmat kullanarak bombaladı. Tünel girişleri çökertildi, fırlatıcıların bir kısmı içeride gömülü kaldı” diyen Oral Toğa, “Ancak Wall Street Journal’daki habere göre İran, bazı tünel girişlerini yeniden açtı, erişim yollarını onardı ve faaliyetlerini sürdürüyor. Buradan çıkan ders açık: Dağ içine gömülü bu tesisler havadan tamamen yok edilemiyor, ancak bir süreliğine işlevsiz hâle getirilebiliyor. Çökertilen girişler, iş makineleriyle yeniden açılıyor. Bu da bir kapasite sorunu değil, zaman ve maliyet sorunu” ifadelerini kullandı.

Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri

Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.

Ad
Soyadı
E-Posta Adresi

Bülten Seçimleri

Gün Başlıyor
Gün Sonu
ETK Kuralları ve Bilgilendirme Metni kapsamında onay veriyorum.
Abone Ol
Keşfetmeye Devam et

Mobil sistemlerinin denklemi ayrıca zorlaştırdığının da altını çizen Toğa, “Hayber Şekan’ın fırlatıcısı, sivil kamyon şasisi üzerine kurulu ve ticari araç görünümüne sokulabiliyor. Bu yüzden tespit edilmesi ve önlenmesi güç. Yeniden üretim konusunda ise temkinli olmak gerekiyor. Fırlatıcı kayıpları gerçek; üretim tesisleri vuruldu. Mevcut değerlendirmelere göre İran şu an yeni füze üretemiyor ve toparlanma hızı, Rusya ile Çin’den alacağı desteğe bağlı” dedi.

UYDU GÖRÜNTÜLERİ YENİDEN YAPILANMAYI ORTAYA KOYDU

Yine aynı haberde İsrailli jeoanalist Ben Tzion Macales’in ticari uydu görüntülerine dayandırdığı incelemelere göre İran, ülke genelindeki çok sayıda füze üssünde yeniden inşa çalışmalarını hızlandırdı. Uydu görüntülerinde; yeni yolların açıldığı, çöken tünel girişlerinin temizlendiği, güçlendirme çalışmalarının sürdüğü, ağır iş makineleri ve kamyonların bölgelerde yoğun faaliyet yürüttüğü görüldü.

Özellikle Kirmanşah’ın kuzeyindeki büyük füze üssünde savaşın ilk günlerinde oluşan ağır hasarın önemli ölçüde giderildiği ifade edildi. Haziran ayının ilk haftasına ait görüntülerde yolların yeniden ulaşıma açıldığı ve tünel girişlerinin tekrar kullanılabilir hale getirildiği belirtildi.


İRAN HANGİ SİLAHLARI KULLANIYOR?

İran Devrim Muhafızları tarafından yayımlanan görüntülerde son operasyonlarda çok sayıda gelişmiş silah sisteminin kullanıldığı öne sürüldü. Bunlar arasında; Fettah hipersonik füzesi, Hayber Şekan balistik füzesi, Zolfaghar balistik füzesi, Fatih-110 kısa menzilli balistik füzesi, Kıyam balistik füzesi, Paveh seyir füzesi ve Şahid- tipi kamikaze insansız hava araçları yer aldı. Uzmanlar, İran’ın farklı menzil ve kabiliyetteki bu sistemleri aynı operasyon içerisinde kullanarak hava savunmasını zorlamaya çalıştığını belirtiyor.

ABD HAVA SAVUNMASI NEDEN ZORLANIYOR?

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) füze uzmanı Tom Karako, İran’ın onlarca yıldır ABD’nin savaş yöntemlerini analiz ettiğini söyledi. Karako’ya göre İran, uzun yıllar boyunca yer altı altyapısını ve füze sistemlerini olası bir ABD savaşına dayanacak şekilde tasarladı.

Uzmanlar ayrıca savaşın ilk günlerinde radar sistemleri ve hava savunma ağlarının zarar görmesinin sonraki saldırıların başarı oranını artırmış olabileceğini ifade ediyor. İsrail Hava ve Füze Savunma Kuvvetleri’nin eski komutanı Ran Kochav da özellikle Ürdün ve Körfez ülkelerindeki radar sistemlerinin zarar görmesinin İran füzelerinin hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırmış olabileceğini dile getirdi.

ABD SENATOSU’NDA SERT TARTIŞMA

İran’ın füze kapasitesi, ABD Senatosu’nda da gündeme geldi. Demokrat Senatör Jon Ossoff, Savunma Bakanı Pete Hegseth’e daha önce yaptığı “İran’ın füze tehdidi ortadan kaldırıldı” yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, son saldırıların bu değerlendirmelerle çelişip çelişmediğini sordu. Hegseth ise İran’ın tamamen ateş edemez hale geleceğini hiçbir zaman iddia etmediklerini belirterek, asıl meselenin saldırıların ölçeği olduğunu söyledi.

Askerî uzmanların ortak değerlendirmesine göre İran’ın füze stoklarının önemli bölümü halen kullanılabilir durumda bulunuyor. Yer altındaki askerî üslerin yeniden faaliyete geçirilmesi, mobil füze sistemlerinin korunması ve hava savunmasını aşmaya yönelik yeni taktiklerin geliştirilmesi, Tahran’ın bölgedeki caydırıcılığını koruduğunu gösteriyor.

Ürdün’deki son saldırı ise ABD’nin İran’ın askeri kapasitesini tamamen ortadan kaldırmasının beklenenden çok daha zor olacağını ortaya koyarken, Orta Doğu’da gerilimin kısa vadede sona ermeyeceğine yönelik değerlendirmeleri de güçlendirmiş durumda.

yok

Author: Onur Koç