9-5 Çalışma Saatleri Sadece Erkekler İçin mi Uygun?  

“`html

İçerik görseli
YAZAN: BURCU ERBAŞ

Geleneksel 9-5 çalışma düzeninin, bireylerin sağlığı ve mutluluğu için uygun olmadığı bir çok açıdan değerlendirilebilir. Ekonomik gelişmeyi ve sürekli üretken olmayı öncelik haline getiren modern iş hayatında, haftanın beş günü sabah erkenden akşama kadar çalışmak, bireylere, ailelerine ve kişisel ilgi alanlarına ayıracakları zamanı oldukça kısıtlamaktadır. Pandemi döneminde tanıştığımız esnek çalışma ve uzaktan çalışma gibi yeni modellerin varlığını gördükten sonra, 9-5 çalışma saatlerinin yerine daha sağlıklı bir yaşamı destekleyen alternatiflerin mümkün olduğunu düşünmek akla yatkındır. Özellikle kadın sağlığı açısından 9-5 saat düzeninin sunduğu zorlukları daha net görebiliyoruz. Bu çalışma modelinin, büyük ölçüde erkeklerin oluşturduğu bir sistem olduğunu belirtmek gerekir.

9-5 Çalışma Modeli Nedir?

Geleneksel olarak her gün sabah saat 9’da başlayıp akşam 5 ya da daha geç saatlerde sona eren bu çalışma pratiği, dünya genelinde yaygın bir biçimde uygulanmaktadır. Ancak bu düzen, aslında 1940’lı yılların hemen sonrasında hayatımıza girmiştir.

Endüstri Devrimi sonrasında, işçilerin haftada ortalama 70 saat çalışması olağan kabul edilmekteydi. 1. Dünya Savaşı döneminde demir-çelik sektöründe çalışan işçilerin haftada 84 saat çalışma yaptığı bilinmektedir. Aşırı çalışma koşullarına karşı işçiler, Amerika’da büyük bir grev gerçekleştirerek haklarını savunmaya çalıştılar. Bu grevler, zayıf sonuçlar doğursa da, günümüzde günlük çalışma saatlerinin 12’den 8’e inmesine vesile olmuştur.

9-5 Çalışma Saatleri Sağlık Açısından Uygun Mu?

9-5 çalışma düzeninin sağlık ve eşitlik açısından sorgulanmasına sebep olan ana unsurlardan biri, hormonal dengesizliklerden kaynaklanan etkilerdir. Kadınlar, menstrüel döngüleri içerisinde belirgin hormonal değişimler yaşamaktadırlar. Araştırmalar, ovülasyon döneminde östrojen seviyelerinin yükselmesinin, bilişsel işlevleri geliştirdiğini göstermektedir. Ayrıca progesteron hormonunun artışı da hafıza ve öğrenme becerilerini desteklemekte.

Benzer şekilde, erkeklerde de hormonal dalgalanmalar gözlemlenmektedir. Araştırmalar, testosteron seviyesinin gün içinde değiştiğini ortaya koymaktadır. Sabah saatlerinde zirveye ulaşan bu hormonlar, üretkenliği artırmada önemli bir rol oynamaktadır.

Kadın ve Erkeklerde Hormon Döngüleri

Erkek Hormonal Dönemleri:

  • Gündüz: Testosteron seviyeleri yüksek olup, odaklanma ve düşünme becerileri artar.
  • Öğleden Sonra: Sosyal etkileşimlerin arttığı bir dönemdir.
  • Akşam: Rahatlama ve dinlenme zamanı başlar.

Kadın Hormonal Dönemleri:

  • Menstrüel Dönem: Dinlenme ve içsel düşünce için uygun bir dönemdir.
  • Foliküler Faz: Tasarımların netleştiği ve karar vermenin kolaylaştığı bir aşamadır.
  • Ovülasyon: Enerjinin zirve yaptığı bir dönemdir.
  • Luteal Faz: Üretkenliğin arttığı, zihin aktivitesinin yoğunlaştığı bir süreçtir.

Hormonlar günlük olarak değişim gösterirken, kadınların bu aktüel farklılıklara uyum sağlamakta daha fazla güçlük çektiği anlaşılmaktadır. Bu durum, kariyer başarısını veya etkinliğini etkilemez. Hormonal farklar, kişileri geri bırakmadığı gibi, erkekleri de öne taşımamaktadır. Bu farklılıkların farkında olmak, bireylerin kendilerini daha iyi anlamasına ve çalışma düzenlerini optimize etmesine yardımcı olmaktadır.

Burcu Erbaş, 2024 yılında Domus Academy Milano’da Visual Brand Design alanında yüksek lisansını tamamlayacak. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi lisansını almıştır. Live to Bloom platformunda dört yıldır içerik ve proje yöneticisi olarak görev almakta, iyi yaşam alanında çeşitli konular üzerinde yazılar kaleme almaktadır.

ÖNERİLERİMİZ

“`